mücadele etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mücadele etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2016 Çarşamba

Kömürü Değil Yaşamı Seç !


Kömürlü termik santraller bir yandan iklimi değiştirirken aynı zamanda sağlığımız için de büyük tehdit oluşturuyor.
Tarımsal verimliliğin düşmesi, tarım ve orman alanlarının yok edilmesinin yanı sıra kömürlü termik santrallerden dolayı doğa, geri dönülemez bir yıkım ile karşı karşıya kalır.
Kömürlü termik santrallerin neden olduğu hava kirliliği kalp ve solunum yolu hastalıkları, erken ölüm, felç, kanser risklerini artırır; oluşan hava kirliliği nedeni ile nefes alamaz hale geliriz.
Soma, Zonguldak, Çanakkale başta olmak üzere, Türkiye’de birçok bölgede hayata geçirilmesi planlanan 80 kömürlü termik santral projesi var ve bu sayı her geçen gün artıyor. Geleceğimizin kömürlü termik santrallerle kararmaması için yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği politikalarının ciddiyetle yürürlüğe konması gerekiyor!
Kömüre dayalı enerji üretiminin planlanması, izin ve lisanslamasından sorumlu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, havamı bozma, iklimi değiştirme, sağlığımla oynama!



Cerattepe Direnişi


Artvini bir kadının gözünden cerattepe direnişi :

Barikatın en ön saflarındaydık. Karşı karşıya geldiğimiz kolluk güçlerinin uyguladığı, Artvinli kadınları hedef alan küfürlerine, hakaretlerine, şiddetine rağmen vazgeçmedik. Hep “bu daha başlangıç” diyerek döndük evlerimize. Sonra yine çıktık sokağa ardımızda binler yürüdük Cerattepe’ye. Yasladık bedenimizi polis barikatına, lokmamızı paylaştık seve seve ama “Cerattepe’yi vermeyiz” dedik.

sevgilisi kim - kimle sevgili - kimin sevgilisi - Sitemap

Patlayan bombalar, her gün betonlar arasından çıkan çocuk bedenleri, ölüm haberleri, padişahın kin ve nefret kokan konuşmaları arasında, ülkenin küçük bir yerinde, ülkeye umut veren güzel bir dayanışma ve mücadele örneği yaşanmakta.
Bizler kadın, erkek, genç, yaşlı demeden yaşam alanımızı, ağacımızı tüm canlılarımızı korumayı vazife edinmiş bir halk, rant için kapısına dayanan barbarlara karşı direniyor.
Küçük, sessiz ve sakin bir şehir, 15 Şubat 2016 pazartesi akşamı telefonlara gelen bir mesajla birkaç saatte ülkenin önemli gündemi haline geldi.
Mesaj :Acil! Cerattepe’ye müdahale olacak….
Madene karşı mücadeleyi 20 yıldır sürdüren Artvinliler olarak “Haydi geldiler vakit direnme vaktidir” deyip düştük yollara. Cerattepe’ye giden yola araçlarımızı park ettik. Direnişimizin ne kadar süreceğini, iş makinalarının ne zaman geleceğini bilmeden bekledik.
Yeşilin her tonuna sahip Cerattepe’nin düşmanı Cengiz Holding, talancı iktidarın desteğini arkasına almış, 6 ilden akın akın gelen polisiyle, jandarmasıyla geceden Artvin’e konuşlandı. Buna karşın bizim tarafta güzel bir gece iyi bir dayanışma örneği yaşanıyordu. Herkes evinden getirdiklerini ikram ediyordu. Örneğin direniş noktasına en yakın evlerden biri olmamız bize özel bir görev yüklemişti: Evi direnişçilere açmak.
Annem pişirdiği sıcacık patatesleri ikram ederek soğukta bekleyenlere yardımcı olmaya çalışıyordu. Kuşkusuz direniş kimin evine yakınsa o evin yapacağı bir işi yaptı. Anahtarını da kapı üstüne astı, ihtiyacı olan rahatça girsin, dinlensin ihtiyacını gidersin diye.
Sabaha doğru hava soğudu yanan ateşin etrafında şarkılar söylendi, horonlar tepildi, sohbetler edildi. Kimileri saatlerce soğukta ayakta beklemenin verdiği yorgunlukla kıvrılabileceği bir araba koltuğu bulup, doğacak günle birlikte başlayacak yeni yorgunluklara yer açmak için dinlenmeye çalışıyordu. Gün doğdu polislerle karşı karşıya geldik. Birçoğumuz bu kadar polisi bir arada görmemişti. Artvin tek vücut olmuştu. Herkes bir ağızdan konuşuyordu: Direneceğiz, Cerattepe’yi vermeyeceğiz.
Tek bir amacımız vardı: toprağımızın talanını engellemek. Vazgeçmek yoktu, kararlıydık. Tek bildiğimiz yeşilimizi bu “kan emicilere” vermeyeceğimiz gerçeğiydi. Sabah 12.00 civarı saatlerce süren bekleyiş amansız bir saldırıya dönüştü. Kulağı sağır, gözü kör olmuş aldığı emire itaat etmenin dışında, vicdanını hiçe sayan bir grupla karşı karşıya geldik. İnsanlar şaşkın ve üzgün, herkesin dilinde “Devletin polisi vatandaşını korumakla görevlidir. Bunlar Artvin düşmanı Cengiz’i koruyor” söylemleri.
Şaşkındık. Şaşkınlığımız uzun sürmedi. Gaz bombasından nasıl korunulur öğrendik, nasıl ilaç hazırlanır. Limonları stokladık. Gezi deneyimlerini araştırdık ve Talcit’i bizde keşfettik. İşte şimdi başlıyor dedik. Yıllardır emekçi halklara, parasız eğitim mücadelesi veren gençlere, tekel işçilerine, Gezi’de sokağa çıkanlara zulüm eden polisle tanıştık. Satılmış medyanın gerçek yüzünü Artvin Halkı da “terörist” yaftasını yiyerek görmüş oldu.
Bizleri gaz bombasıyla, plastik mermiyle korkutacaklarını sandılar biz ki Artvin’in yamaçlarında düşe kalka büyüyen, sisli dağlarında gezen, soğuk sularına meydan okurcasına serinleyen inatçı, çalışkan bir halkız.
‘’Bize gaz bombası işlemez’’ diyen insanlar tanıdık. Artvinli kadınlar olarak aldık tencere, tavamızı başladık ses çıkarmaya; bizim silahımız da budur dedik. Günlerce toplandık. Sürekli yeni fikirler ürettik ve devam ediyoruz. Barikatın en ön saflarındaydık. Karşı karşıya geldiğimiz kolluk güçlerinin uyguladığı, Artvinli kadınları hedef alan küfürlerine, hakaretlerine, şiddetine rağmen vazgeçmedik. Hep “bu daha başlangıç” diyerek döndük evlerimize.
Sonra yine çıktık sokağa ardımızda binler yürüdük Cerattepe’ye. Yasladık bedenimizi polis barikatına, lokmamızı paylaştık seve seve ama “Cerattepe’yi vermeyiz” dedik.

3 Kasım 2015 Salı

Köroğlu Ormanları için çevre mücadelesi


Köroğlu’nun 450 yıl önce Bolu Beyi’ne karşı çıktığı dağlarda, bu kez çevre mücadelesi başladı.
RESMİ Gazete’de 22 Ağustos’ta yayımlanan Bolu Köroğlu Dağı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi kararıyla Kartalkaya Kayak Merkezi’nden Karacusu Termal Merkezi’ne kadar, Abant’ın 7 katı büyüklüğünde Seben Taşlıyayla Gölü, Aladağ göletini de kapsayan Bolu merkez, Dörtdivan, Kıbrıscık ve Seben ilçelerine yayılan 51 bin 450 hektarlık alan, doğa ve turizm yatırımları için teşvik kapsamına alınarak imara açıldı. ‘Koruma’ adı altında ormanın ranta açıldığını savunan Mimarlar Odası, kararın, BM Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi-Rio, Avrupa Peyzaj Sözleşmesi, BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi, Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne aykırı düştüğünü belirtti.
Danıştay’dan yürütmeyi durdurma ve iptal isteyen Mimarlar Odası’nın dava dilekçesinde şunlar kaydedildi:
TOHUM GEN BANKASI
“İlan edilen alan, peyzaj değeri yüksek, orman ve su ekosistemin birlikte çalıştığı havzalardır. Köroğlu Dağları’nın Karadeniz Bölgesi ‘tohum transfer zonu’ olarak görev yapmaktadır. Turizme açılan alan tohum gen bankası niteliğindedir. Ekolojik ve biyolojik yönden önemli diğer doğal yaşam alanları olan Gölcük, Seben sucul sistemleri, Köroğlu Dağları’nın ortak orman ekosisteminden beslenen havza üzerinde yapılaşma ve ulaşım yoğunluğu, telafisi imkansız bozulmalara neden olacaktır.
KAMU YARARINA AYKIRI
Ekosistemin sürekliliğinde orman varlığı, suyun sağlıklı gelişiminin ve oluşumunun altyapısıdır. Çok yönlü yararları unutulan ıslak alanlar, devlet eliyle projelendirilerek kurutulmakta, böylece birçok gen kaynakları ve sediment toplama havzaları yok edilmektedir. Üstün canlı varlığı birikimlerinin yaşadığı orman ve bağlı olduğu sucul ekosistemi içerisinde yer alacak yatırımlar ve bu yatırımların getireceği baskıların kamuoyunda tartışılmadan verilen karar kamu yararına aykırıdır.
ISI ADASI ETKİSİ
Küresel iklim değişikliğinin etkilerini en fazla hissedecek ülkelerden biri olan ülkemizin ormanlarını kısa vadeli ve sürdürülebilir olmayan ekonomik faaliyetler uğruna feda etmek kamu yararı ile bağdaşmamaktadır. Uluslararası araştırma ve tespitler, küresel iklim değişikliği ile tüm bölgelerde olduğu gibi Karadeniz ve Yukarı İç Anadolu Bölgelerinde turizmin geleceğini sorgulamaktadır. Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 2012 sonu itibariyle Türkiye ormanlarında tutulan karbon miktarı yaklaşık 1.6 milyar ton olarak hesaplanmıştır. Ülkemiz ormanları yıllık 38.7 milyon ton oksijen üretmektedir. Turizm tesisi ve bağlantı yollarının mikroklima üzerinde ‘ısı adası’ etkisi olacaktır. İmara açılan ormanlık alan, Bolu geneli toplam orman alanının binde 5’ini geçmektedir. Bolu Orman Bölge Müdürlüğü 628 bin 735 hektar orman varlığına sahiptir. Bu anlamda 51 bin 450 hektar alanın turizme açılmasının kanunu aykırılık teşkil ettiği açıktır.”